“MUŞ SANAYİSİNİN NİTELİKLİ GELİŞİMİNDE MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİNİN OLASI KATKILARI”
Muş Alparslan Üniversitesi öğretim üyesi Ömer Arslan, Muş Sanayisinin Nitelikli Gelişiminde Muş Alparslan Üniversitesinin Olası Katkıları konusunu kaleme aldı
Tarih: 6.11.2018 17:49:51/ 215okunma / 0yorum

Şirketler, üniversitelerden bilgi ve teknoloji transferi sağlayan proje ortaklığı ve danışmanlık hizmetleri almanın yanı sıra üniversitelerin sahip olduğu patent ve telif haklarını ticarileştirerek inovasyon ve Ar-Ge gerektiren amaçlarını gerçekleştirmektedirler. Ancak akademik dünyanın bilgi ve yenilikleri yaygınlaştırma güdüsü ile ticari rekabette avantaj elde etmek için buluş ve yenilikleri dış dünyadan gizlemeye ilişkin anlayış farklılığı ilk bakışta görünen çatışma alanıdır.  Buna ek olarak akademik çalışmalar ağırlıklı olarak temel, riskli ve uzun vadeli problemler üzerine odaklanmasından dolayı işlerin daha yavaş ilerleme eğiliminde olması iş dünyasıyla üniversitelerin birlikte çalışmada karşılaşabileceği diğer bir temel sorundur. Ayrıca iyi belirlenmiş kurumsal bir stratejiye dayalı kısa, orta ve uzun vadeye dayanan beklenti hedefleri yerine bireysel girişimlerle işbirliğinin süreksiz, bölük pörçük veya küçük çıktılara dönük yapılması bu işbirliğini iyice zorlaştırarak verimsizleştirmektedir (Perkmann ve Salter, 2012: 79-88; Nagaoka ve Flamm, 2009). Özellikle sınırlı bir zaman dilimindeki çıktılara odaklanmayan ucu açık üniversite-sanayi işbirliği, teknoloji transferinden çok daha fonksiyonel bir iş görerek farklı disiplindeki araştırmacıların birbirine entegresini sağlayarak bunlar arasında epistemolojik düşünme yetisinin gelişmesine katkı sağlayacaktır.  Böylece bu işbirliğiyle adımsal (tedrici) teknolojik yeniliklerden ziyade devrimsel inovasyon çıktılarının oluşumu sağlanabileceğinden şirketlerin sürdürülebilir gelişimine daha büyük katkısı olacaktır (Motoyama, 2014: 39-40).

Türkiye´de üniversiteler yapısal farklılıkları, odaklandıkları alanlar ve kurumsallaşma kapasiteleriyle geniş bir yelpazeye yayılmış durumdadır. Bunların bazıları üniversite-sanayi işbirliği için istenilen alan becerisine sahip ve tecrübeli olduklarından sanayicilerin taleplerini karşılayabilecek kapasiteye sahiptirler. Birçok üniversite ise üniversite-sanayi işbirliğine odaklanıp kendilerini yeterince geliştirmediğinden gerekli talepleri karşılamada zorlandıkları için sınırlı deneyime sahiptirler. Ancak bazen de üniversiteden ziyade akademisyenin kişisel beceri kapasitesi belirleyici olabileceğinden özel sektörün seçimini yaparken üniversite ve öğretim elemanının sanayi işbirliği kapasitesini birlikte göz önüne alarak tercihte bulunması amaçlarının gerçekleşmesini güçlendirecektir (Arslan, 2017b: 65). Türkiye´deki kamu üniversiteleri kuruluş tarihine göre yeni ve eski olanlar olarak ikiye ayrılabilir. Ülkedeki yeni üniversitelerin ekseriyetle 2000´li yıllarda kurulmuş oldukları göz önüne alındığında bu yeni üniversitelerin birçoğunun kurumsallaşma sorunları, birçok alanda yetersiz öğretim elemanı ve altyapı sorunlarıyla boğuştuğu rahatlıkla tahmin edilebilir. Bu durumdaki yeni üniversitelerin illerindeki sanayinin ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldıkları öngörülebilir. Eski üniversitelerin uzmanlaştıkları alanlar ve bulundukları ilin sanayi kapasitesi dikkate alınıp incelendiğinde Üniversite-Sanayi İşbirliği (ÜSİ) faaliyetlerine katkı sağlayabilme açısından farklı potansiyele sahip olabilecekleri görülecektir. Bu bağlamda üniversitelerin farklı sektörler için katkı kapasiteleri araştırılmalıdır. Özel üniversiteler için ise ayrı bir değerlendirme yapmak gerekmektedir. Bu üniversitelerin birçoğu yeni kurulmalarına rağmen, sundukları güçlü laboratuvar altyapısı, finansal güçleri ve cazip çalışma şartlarıyla nitelikli öğretim elemanlarını istihdam etmenin yanı sıra başarılı öğrencileri burslarla kendilerine çekebildiklerinden dolayı ulusal ve uluslararası seviyede kalitelerini kanıtlayacak bir konuma ulaşmışlardır (Şenses, 2007). Ancak bu üniversitelerin bağlı bulundukları ticari kurumların bir parçaları olmaları ticari sır konusunda diğer ticari firmaların kafalarında soru işaretleri oluşturabilir ve diğer firmalar bu üniversitelerle çalışma konusunda büyük bir tereddüt yaşayabilir.  Yenilikçi teknolojik ürünlerin gelişimi sürecinde veya bunların üretimi için kurulan işletmelerde çalışacak kalifiye eleman yetiştirilmesi hayati önem arz eder.  Ayrıca Ar-Ge ve inovasyon ekosisteminin önemli ara yüzlerinden olan Ar-Ge Merkezleri ve Teknoloji Geliştirme Bölgeleri gibi yerlerde nitelikli araştırmacılara ihtiyaç duyulmaktadır. Üniversitelerin en önemli ve asli görevlerinden biri bilgi üretmenin yanı sıra ülkenin ihtiyaç duyduğu bu nitelikli insan kaynağını yetiştirmektedir. Ancak bu kalifiye eleman sadece üniversitelerde verilen eğitimle yetişmesi mümkün değildir. Kalifiye eleman yetiştirilebilmesi ilköğretimden üniversite bitimine kadar eğitimin bütün kademelerinde etkili bir eğitim ve öğretim programının olması gerekmektedir. Bütün bu kademelerde nitelikli bir yapılanmanın sonucunda çok iyi bir profile sahip kalifiye elemanlar yetişse bile kamu ve özel sektörde hayat boyu öğrenme ve beceri geliştirme ekosistemi gelişmemişse bugünün çok hızlı değişen teknolojilerini adaptede bu kalifiye elemanlar yetersiz kalacaklardır. 

OECD´nin Yetişkin Yeterliklerinin Uluslararası Değerlendirilmesi Programı (Programme for the International Assessment of Adult Competencies; PIAAC) kapsamında yer alan bir çalışmasında 33 ülkeden 216.250 yetişkini kapsayan bir yetişkin becerileri anketi uygulanmış ve bu ankete Türkiye´den de 5.277 kişi katılmıştır. 16-65 yaş aralığındaki yetişkinlerin “temel bilgi işleme becerilerinin” genel durumunun ortaya konulmasının amaçlandığı bu çalışmada Türkiye ve diğer bazı ülkelerle ilgili veriler ve OECD ortalaması verilerek ülkemizin yetişkin eğitimi profilinin durumu sergilenmiştir. Araştırma sonuçlarına bakıldığında Türkiye´deki yetişkinlerin sözel beceriler, sayısal beceriler ve teknoloji yoğun ortamlarda problem çözme becerileri olmak üzere üç beceri alanında da OECD ülkeleri ortalamasının oldukça altında bir performansa sahip olduğu gözükmektedir. Bu durum Türkiye´de bu yetersizliğin sadece eğitim kurumlarından kaynaklanan bir sorun olmadığını ülkedeki çalışma ortamlarının da beceri kazandırma konusunda eksik veya yetersiz kaldığını göstermektedir. OECD ülkeleri sözel ortalama puanı 268, sayısal ortalama puanı 263 ve teknoloji yoğun ortamlarda problem çözme 2. düzey ve 3. düzey oranı %31 olarak ortaya çıkarken bu sayısal değerlerin ülkemizde 227, 219 ve % 8 rakamlarıyla karşılanması Türkiye´deki eğitim sistemi ve hayat boyu öğrenme ortamının kalifiye eleman yetiştirilmesinde yetersiz kaldığını göstermektedir. Bu yüzden Türkiye´de insan yetiştirmede rolleri olan bütün eğitim ve öğretim paydaşlarının eleman yetiştirme ekosistemi içinde ciddi revizeden geçirilmesi gerektiği açıkça görülmektedir (TEDMEM, 2016).

Muş Alparslan Üniversitesi 2007 yılında kurulmasına rağmen kampüste devam eden yatırımlar, istihdam edilen personeli ve şimdilerde on bini bulan ve gelecekte yirmi bin olması öngörülen öğrenci sayısıyla gün geçtikçe şehrin ekonomisine olan katkısını arttıracaktır (Sırım ve Çayın, 2014:67-71; Günaydın Muş Gazetesi, 2015). Muş Alparslan Üniversitesi´nin ilin gereksinim duyduğu kalifiye elemanları lisans ve lisansüstü eğitim programlarıyla eğitme, sosyal ve kültürel etkinlikleriyle, kamu-üniversite-sanayi işbirliği ve Ar-Ge ekosisteminin gelişimine katkı ve proje fikirlerine destek sağlayabilme kapasitesiyle ilin ekonomik gelişiminde potansiyel dinamikleri hayata geçirmede öncü rol oynayacağı muhakkaktır. Ayrıca MŞÜ diğer paydaşlarıyla birlikte ilde etkin bir ekonomi ve sanayileşme stratejisinin geliştirilmesine akademinin bilimsel ve metodolojik yaklaşımı felsefesi boyutuyla büyük katkı sağlayabilir.  Fakat tüm bu olası katkılara rağmen küçük illerde kurulan yeni üniversitelerin genelinde olduğu gibi MŞÜ´nün de yeterince kurumsallaşamaması, nitelikli personel istihdamını sağlayabilecek cazibe yoksunluğu ve laboratuvar alt yapısının yeterince gelişmemesi üniversitenin dış paydaşlara katkılarını sınırlandırmaktadır. Üniversite-sanayi işbirliğinde mühendislik fakültesi gibi sanayiye direk katkı sağlayabilecek fakültesinin on iki bölümünden sadece bilgisayar mühendisliği bölümünün aktif olması ve mühendislik fakültesinin laboratuvar alt yapısının oluşmaması üniversitenin özel sektörün taleplerinin çoğunu karşılayamayacağını göstermektedir. Buna ek olarak ilin ekonomik potansiyelini tespitle ilgili olarak Arslan´ın (2018:81-85) yaptığı detaylı SWOT analizinde doğal tarım ve hayvancılık sektörü öne çıkan sektör olmuştur. İlin ekonomik gelişimi ve diğer sektörlerin gelişimi için bir nevi lokomotif işlevi görecek ve ilde orta ve büyük işletmelerin kurulumu için gerekli sermaye birikimi sağlayacak bu sektöre MŞÜ´nün akademi ve araştırma boyutundaki katkısı çok sınırlı olacaktır. Çünkü üniversite, 2007 yılında kurulmasına rağmen ilin bu potansiyeline direkt katkı sağlayacak ziraat ve hayvancılıkla ilgili bölümleri bünyesinde bulunduracak Uygulamalı Bilimler Fakültesi´ne ancak Eylül 2017´de kavuşabildi.  Doğal tarım ve hayvancılığa dayalı sanayileşmede, nitelikli ve verimli tarımsal ve hayvansal üretim için büyük katkı sağlayabilecek ziraat ve veterinerlik alanlarına yönelik bölümlerin yakın gelecekte bu fakülte bünyesinde faaliyete girebilmesi, il için yine de çok önemlidir.  Bu bölümlerin ve gelecekte kurulabilecek tarım ve hayvancılık araştırma enstitülerinin eğitim ve araştırma çalışmaları yaparak zamanla Muş´un doğal tarım ve hayvancılık potansiyelini maksimum değerlendirebilme konusunda önemli katkılar sunması beklenmektedir (Milliyet Gazetesi, 2017).








Kaynak:

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
MEVLİD-İ NEBİ HAFTASI PROGRAMI DÜZENLENDİ
MEVLİD-İ NEBİ HAFTASI PROGRAMI DÜZENLENDİ
Muş İl Müftülüğü tarafından Mevlid-i Nebi Haftası kapsamında program düzenlendi.
DOĞALGAZ YAYGINLAŞTI; SOBACILAR VE KÖMÜRCÜLER DERTLİ
DOĞALGAZ YAYGINLAŞTI; SOBACILAR VE KÖMÜRCÜLER DERTLİ
Muş´ta odun sobası imalatçıları, doğalgaz kullanımının yaygınlaşmasıyla sobaların eskisi gibi rağbet görmediğini belirtti.
GENEL BAŞKAN ÇELİK´TEN AFAD ÇALIŞANLARINA MESAJ
GENEL BAŞKAN ÇELİK´TEN AFAD ÇALIŞANLARINA MESAJ
Afad Genel Başkanı Ayhan Çelik, afad çalışanlarına yönelik mesajlarda bulundu
KARDA HAYVANLARIYLA MAHSUR KALAN 15 KİŞİ KURTARILDI
KARDA HAYVANLARIYLA MAHSUR KALAN 15 KİŞİ KURTARILDI
Muş´un Kayalısu köyünden hayvanları ile ovaya inmeye çalışan 15 vatandaş, kar ve soğuk hava nedeniyle mahsur kaldı. Mahsur kalan vatandaşlardan donma tehlikesi geçiren biri çocuk, üç kişi ekipler tarafından sırtta taşındı.
EĞİTİM-BİR-SEN 5. OLAĞAN GENEL KURULUNU YAPTI
EĞİTİM-BİR-SEN 5. OLAĞAN GENEL KURULUNU YAPTI
Memur-Sen Konfederasyonu´na bağlı Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) Muş Şube Başkanlığı 5. Olağan Genel Kurulu yapıldı.
EĞİTİMCİLER VE VELİLER TOPLANTIDA BULUŞTU
EĞİTİMCİLER VE VELİLER TOPLANTIDA BULUŞTU
Minik Laleler Kreş ve Anaokulu (MİLA) yöneticileri, eğitimcileri ve Minik Lalelerin velileri, MŞÜ´nün Konukevinde bir araya geldi
KARDAN KAPANAN KÖY YOLLARI ULAŞIMA AÇILIYOR
KARDAN KAPANAN KÖY YOLLARI ULAŞIMA AÇILIYOR
Muş´ta dünden bu yana etkili olan kar yağışı ve tipi nedeniyle kapanan köy yolları ulaşıma açılıyor.
İHTİYAÇ SAHİBİ ÖĞRENCİLERİN YÜZÜ  "MAVİ AY´IN IŞIĞINDA GÜLÜYOR
İHTİYAÇ SAHİBİ ÖĞRENCİLERİN YÜZÜ "MAVİ AY´IN IŞIĞINDA GÜLÜYOR
Muş´ta faaliyet gösteren Mavi Ay Sosyal Yardımlaşma Derneği yönetim değişikliği yaptığı günden bu zamana yüzlerce fakir ve muhtaç aileye ulaştı. Fakir ve muhtaçlarla zenginler arasında köprü vazifesini gören Mavi Ay Sosyal Yardımlaşma Derneği, kentteki yoksulların gülen yüzü oldu.
MUŞ´TAN DİYANET İŞLERİ BAŞKANI ERBAŞ´A DESTEK
MUŞ´TAN DİYANET İŞLERİ BAŞKANI ERBAŞ´A DESTEK
Diyanet-Sen Muş Şube Başkanı Ferzende Aras, “Diyanet İşleri Başkanını geçmiş olsun ziyareti üzerinden yıpratmaya kalkmak hem Diyanetimize hem de başkanımıza karşı bir kalkışma olarak okunmalıdır.” dedi.
DOLAR
5.3497
EURO
6.0935
Muş Durumu

Sen insana ulaşmadan Allah’ı nasıl arıyorsun?.

Hz. Muhammed
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Hava Durumu