Bu İçeriği Paylaş
6 Ocak 2018 Cumartesi

PALABIYIK YAZDI; GÜL VE ERDOĞAN (3)

15 Temmuz sürecini, Referandum, Kuzey Irak, FETÖ-PKK ilişkileri, Kudüs, Muş’un sorunları, Reza Zarrab Olayı, Birleşmiş Milletler Kararı, İslam İşbirliği Teşkilatı Değerlendirmeleri ve çeşitli konuları detaylı bir şekilde analiz eden Muş Alparslan Üni


15 Temmuz sürecini, Referandum, Kuzey Irak, FETÖ-PKK ilişkileri, Kudüs, Muş’un sorunları, Reza Zarrab Olayı, Birleşmiş Milletler Kararı, İslam İşbirliği Teşkilatı Değerlendirmeleri ve çeşitli konuları detaylı bir şekilde analiz eden Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘Gül ve Erdoğan (3)’ konusu ele aldı

Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘Gül ve Erdoğan (3)’ konusunu ele alarak detaylı analizlerde bulundu. Bir önceki yazısını hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, “Bu senaryo yeni değil aslında, geçtiğimiz yıllarda da AK Parti içinden medyaya yansıyan bazı problemlerde de, muhalif kesimler ölçüsüz bir tepki oluşturmuştu. Örneğin Melih Gökçek ve Bülent Arınç tartışması yahut sn Davutoğlu ve Sn Cumhurbaşkanımız arasındaki mesai uyuşmazlığı, Hakan fidan olayı gibi bazı hususlar, muhalefet tarafından sürekli pazarlanan bir hal almıştı. Şimdi de aynı senaryonun, yine muhalefet tarafından dillendirildiğini aşikâr olarak görmekteyiz. Peki muhalefet bu tartışmaya nereden bakıyor?

Ahmet Kekeç bir yazısında bu husus ile alakalı bazı ifadelere yer vermişti, Kekeç’e göre Sn Gül şunları yapmıştı yahut yapmamıştı, ifadeler aynen şöyle: “Mesela, çıkıp şöyle bir açıklama yapmadı: Diktatörden Hitler esintilerine, Midas’ın eşşek kulaklarından otoriter rejime ve popülizme... Demediğiniz lafı bırakmadınız. Bu sözler kırıcıdır, inciticidir. Ayrıca haksızlıktır, vicdansızlıktır. Yapmayın arkadaşlar!/ Bunu demediği gibi, dava arkadaşlarını kriminalize eden odaklara, sosyal medya hesabından “içerik” üretip durdu. /Partisi ve “dava arkadaşları” türlü gaileler atlattı. Sessiz kaldı./ Partisinin bakanları, insanlığa “değerler” armağan etmiş Avrupa Birliği ülkelerinden sınır dışı edildi, uçaklarına iniş izni verilmedi. Sessiz kaldı./Seçimle gelmiş halefinin Almanya’da konuşma yapmasına mahkeme kararıyla yasak getirildi. Sessiz kaldı./Partisi önemli bir sistem değişikliğine öncülük etti, ülkeyi referanduma götürdü. Sessiz kaldı. /Sessizliğini bir de, “dava arkadaşlarıyla” aynı karede görünmemek ve “hayır” kampanyasına katılmak gibi bir “tedbir”le taçlandırdı./ Kaç kez Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından mitinge çağrıldı. Gitmedi./ Memleketi Kayseri’de düzenlenen toplantıya “onur konuğu” olarak davet edildi. Gitmedi. /Başbakan tarafından “istişare yemeği”ne çağrıldı. Gitmedi./ Nereye, hangi platforma, hangi toplantıya, hangi dost meclisine çağrıldıysa, hep o “uzak”ve “küskün” tavrını sürdürdü. Herhangi bir açıklama da yapmadı./ Konuşma gereği duyduğunda aktif siyaseti bıraktığı için bu nevi toplantılara iştirak etmediğini söylüyordu ama düpedüz “siyasi faaliyet” sayılan yurt dışı toplantılarına ve seyahatlere icabet etmekten de geri durmadı... /Dahası, “AK Parti’ye karşı” yeni bir siyasi hareketin konuşulduğu “periyodik”toplantılarda boy göstermekten kendini alamadı./ Bununla yetinmedi, Cuma namazı çıkışlarında aktif bir siyasetçi gibi siyasi açıklamalar yaptı ve mütemadiyen “dava arkadaşlarını” suçladı./Baykal’a cevap verdiği konuşmasında, “Bilgimi, tecrübemi yeri geldiğinde ülkem için paylaşma sorumluluğum var” diyordu ama bilgisine ve tecrübesine ihtiyaç duyulduğu netameli dönemlerde kenarda durmayı (elini taşın altına koymamayı) tercih etti” (bkz: http://www.star.com.tr/yazar/abdullah-gul-ve-vefa-yazi-1291483/).

Yukarıdaki ifadelere bakıldığında Kekeç’in son cümlesi şöyle bitiyordu, “Bu, kişisel bir kırgınlık yazısıdır...” Anlaşıldığı kadarıyla sn Gül’ün tavırları bir kırgınlık oluşturmuştur ve doğruyu söylemek gerekirse AK Parti tabanı da böyle düşünmektedir. Bu konuyla alakalı birçok yazı var ama en belirleyici olan yazı Kekeç’in yazısıdır. Buradan yola çıkarak sorun şöyle temellendirilebilir; tüm bu olaylar olurken sn Gül’ün vermesi beklenen tepkilerin verilmemesi halinde son KHK’daki madde süreci ile alakalı neden tepki gösterdi? Bizim ise kanaatimiz şu, Sn Cumhurbaşkanımız sahip olduğu tecrübe, bilgi ve birikim (habitus) gerekliliğinden dolayı ne zaman hangi tepkiyi vereceği tamamen kendisinin kararıdır. Bizler, vatandaş olarak 15 Temmuz sürecinde destek olduğumuz gibi destek olmalı ve eleştirilerimizi başka kanallar aracılığı ile değil, iletmemiz gerektiği gibi iletmeliyiz. Önceki yazımda ifade ettiğim gibi bu durumda bekleyenler ve sürece göre yer kapanlar muhakkak olacaktır, bu kişilerin sonradan kahraman ilan edilmesine de kimse şaşırmasın. Bizler adaleti gözettiğimiz müddetçe hem insani hem dini hem de vicdani açıdan rahat olmalıyız. Zaten Allah hakkıyla doğruyu bilendir. Bir İngiliz atasözü derki, “Tanrı’yı güldürmek istiyorsan ona planlarından bahset”. Plan yapanlar düşünsün…

 
Bu içerik 655 defa okundu.

* Bu işlemi gerçekleştirebilmek için Üye Girişi yapmanız gerekli!
Yorum Yazın
 
İlgili diğer içerikler
 
Günün Diger Manşetleri
120 BİN ÖĞRENCİ YARIYIL TATİLİNE ÇIKTI 120 BİN ÖĞRENCİ YARIYIL TATİLİNE ÇI.. Muş’ta, 2017-2018 eğitim öğretim yılı yarıyıl tatili münasebetiyle Merkez İmam H..
0 yorum EĞİTİM - 20.1.2018
KÖYLERDE KIŞ ÇİLESİ SÜRÜYOR KÖYLERDE KIŞ ÇİLESİ SÜRÜYOR.. Bu yıl kış aylarının normal geçtiği Muş'ta, özellikle kırsal bölgelerde yaşayan ..
0 yorum YAŞAM - 20.1.2018
KÖYLERDE ATLI KIZAKLA HAYVANLARINA BAKIYORLAR KÖYLERDE ATLI KIZAKLA HAYVANLARINA .. Varto İlçesinde besiciler, atlı kızakla hem hayvanlarına yem götürüyor hem de kö..
0 yorum GÜNCEL - 20.1.2018
Üye Bilgi