Bu İçeriği Paylaş
4 Ocak 2018 Perşembe

PALABIYIK YAZDI; GÜL VE ERDOĞAN

15 Temmuz sürecini, Referandum, Kuzey Irak, FETÖ-PKK ilişkileri, Kudüs, Muş’un sorunları, Reza Zarrab Olayı, Birleşmiş Milletler Kararı, İslam İşbirliği Teşkilatı Değerlendirmeleri ve çeşitli konuları detaylı bir şekilde analiz eden Muş Alparslan Üni


15 Temmuz sürecini, Referandum, Kuzey Irak, FETÖ-PKK ilişkileri, Kudüs, Muş’un sorunları, Reza Zarrab Olayı, Birleşmiş Milletler Kararı, İslam İşbirliği Teşkilatı Değerlendirmeleri ve çeşitli konuları detaylı bir şekilde analiz eden Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘Gül ve Erdoğan’ konusu ele aldı

Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘Gül ve Erdoğan’ konusunu ele alarak detaylı analizlerde bulundu. “Günlerdir hem medyayı hem de Türkiye’yi meşgul eden önemli bir konunun gündemden düşmediğine şahit olmaktayız” diye belirten Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, “Kanaatimce bu durum benim gibi birçok kişiyi de yakından ilgilendirmekte ve olaylar sadece medya üzerinden takip edilebilmektedir. Lakin dikkat çekmek istediğim husus şudur ki, öğrendiğimiz her şey medyanın bize anlattıklarıdır, yani tamamen simülasyon ve simularklar” dedi.

“PEKİ, NEDİR BU SİMÜLASYON VE SİMULARK DENİLEN KAVRAMLAR?”

Simülasyon ve simulark denilen kavramlar ile ilgili analizlerde bulunan Yrd. Doç. Dr. Sözlerini şöyle sürdürdü: “Boudrillard diye Fransız bir düşünürün kavramları olan bu ifadeler sanal olanı ve sanal olarak yeniden üretilen bir gerçekliğe işaret etmektedir. Yani bizler, gerçekliğin oluş bitişine medya araçlığı ile şahitlik etmeyiz, medya yahut sosyal medya aracılığı ile anlatılanların da gerçek olarak kabul edilmesi istenir. İşte tam şu an böyle bir hal içindeyiz, ne olduğunu tam olarak anlamadan yahut şahit olmadan, medyanın yansıttıkları üzerine çeşitli yorumlar yapmaktayız. Tabi ki ortada bir sorunun olduğu doğru, her ne kadar dillendirilmese de kısmi bir problemin olduğu çeşitli vesilelerle dile getiriliyor. Örneğin Sayın Cumhurbaşkanımızın “yazıklar olsun”, “Kemal’in kayığı” gibi ifadeleri, problemlerin bir boyuttan diğer boyuta geçtiğini ortaya koyabilir. Ama unutulmaması gereken önemli bir toplumsal hafıza gereği Sayın Gül ve Sayın Cumhurbaşkanımızın AK Parti ve Türkiye’ye ait oldukları, birlikte dünyaya ait oldukları, dava arkadaşları oldukları, birlikte bir geçmişlerinin oldukları ve merhum Erbakan ile birlikte başladıklarıdır. Böyle bireyler arasında olan tartışmaların da dozunu ancak kendileri ayarlayabilir, dış yorumların bu dozları ayarlama şansının olduğunu açıkçası düşünmeyenlerdenim.”

“AK PARTİ, TÜRKİYE VE ULUSLARARASI SİYASETE ZARAR VERECEĞİNİ BİLMEMİZDEN GEÇMEKTEDİR”

“Siyasetin nasıl bir olgusal bağının olduğunu biliyorsak, zaman zaman tartışmaların yahut farklı görüşlerin olacağını da biliyoruz demektir” diye kaydeden: “Eğer siyaset kavramının doğasından haberdar değilsek, bugün yaşanan çekişmeleri yanlış yorumlamamız yahut meseleyi kan davasına getirmemiz en beklenilen şeydir, ki bu da cahilliktir. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Gül, bu konuyu istedikleri şekilde tartışabilir ama bizlere düşen akli selim hareket etmektir. Bu sosyal pasifliğin temel sebebi ise böylesine bir tartışmanın AK Parti, Türkiye ve uluslararası siyasete zarar vereceğini bilmemizden geçmektedir. Kimin kimin yanında olacağından çok, neler yapılacağını düşünmek ümmet için daha faydalı olacaktır. Hz. Ali ile Hz. Ebubekr’in hilafetin ilk günlerinde karşı karşıya gelmemesi için ne yapılmış ve neler konuşulmuşsa bugün de aynı pratikler devam ettirilmelidir. Hz. Ebubekr yumuşak huylu olarak bilinmesine rağmen herkesin korktuğu Hz. Ömer’i bizzat kendisi dizginlemiştir.

Hz. Ali’de kendisine gelen fitnecileri dinlememiş, “elini uzat biat edelim” demelerine rağmen elini uzatmamıştır. Ümmet, bireysel çıkarların üstündedir ve kimse ümmet için daha fazla fitne üretmemelidir, fitneye sebep olacak pratiklerden de kaçınmalıdır. Nasıl ki, Hz. Ebubekr ve Hz. Ali ümmetin parçalanmaması için çözümü İslami perspektifte bulmuşsa, şimdiki tartışmaların merkezine de bu olgusal durum dahil edilmelidir. Unutulmamadır ki, her nesil Muaviye’ler yahut Süfyan’lar olacaktır, bu tür kişilikler olguya yahut olaya çıkar merkezli bakarlar, önemli olan ise samimi Müslümanların ne istediği yahut neyi arzu ettiğidir. İş dünyası kendisi için, siyaset dünyası kendisi için, din dünyası kendisi için çeşitli ayrılıklar içeren görüşler sunabilir ama ümmet ne diyor, buna kulak açmak, dinlemek ve sonrasında gerekeni yapmak en doğru ve makul olandır. Kime destek olunacağına dair sorunsala gelince ise zaten halk buna çoktan karar vermiştir. Daha fazla konuşmak ümmete zarardır. Rabbim bizi utandırmasın… (yarın devam edeceğiz)”

 
Bu içerik 789 defa okundu.

* Bu işlemi gerçekleştirebilmek için Üye Girişi yapmanız gerekli!
Yorum Yazın
 
İlgili diğer içerikler
 
Günün Diger Manşetleri
120 BİN ÖĞRENCİ YARIYIL TATİLİNE ÇIKTI 120 BİN ÖĞRENCİ YARIYIL TATİLİNE ÇI.. Muş’ta, 2017-2018 eğitim öğretim yılı yarıyıl tatili münasebetiyle Merkez İmam H..
0 yorum EĞİTİM - 20.1.2018
KÖYLERDE KIŞ ÇİLESİ SÜRÜYOR KÖYLERDE KIŞ ÇİLESİ SÜRÜYOR.. Bu yıl kış aylarının normal geçtiği Muş'ta, özellikle kırsal bölgelerde yaşayan ..
0 yorum YAŞAM - 20.1.2018
KÖYLERDE ATLI KIZAKLA HAYVANLARINA BAKIYORLAR KÖYLERDE ATLI KIZAKLA HAYVANLARINA .. Varto İlçesinde besiciler, atlı kızakla hem hayvanlarına yem götürüyor hem de kö..
0 yorum GÜNCEL - 20.1.2018
Üye Bilgi