Bu İçeriği Paylaş
19 Mart 2018 Pazartesi

TEFECİLİK VE MUŞ (3)

Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘Tefecilik ve Muş (3)’ konusunu ele aldı


Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘Tefecilik ve Muş (3)’ konusunu ele alarak değerlendirmelerde bulundu. Daha önceki yazılarını hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, tefecilik üzerinde durdu. Muş’ta orantısız bir dengenin olduğunu ifade eden Palabıyık, “kırsal süreç ile ilgili değerlendirmelerimizi geçen yazımızda ifade etmiştik ve en genel bağlamda alınacak tedbirleri, devletin zaman aralıklı vereceği kredilere odaklamıştık. Bu yazımızda ise kırsal alanın devamı niteliğinde kabul gören kenti olgusu ve tefecilik ilişkisi üzerinde duracağım. Önceki yazılarımda Muş ilinin genel ekonomik tablosunu çizmiş ve yapılacak değerlendirmelerin bu tabloya göre yapılmasını arzu etmiştim. Belirli bir gelir düzeyine sahip olan Muş’un, nasıl oluyor da bu kadar lüks araç barındırdığını bu yazımda sormak ve kendime göre bir cevap aramak istiyorum. Ayrıca, kredi hususu ile alakalı konuyu da diğer yazıma bırakacağım” dedi.

“İNSANIN AKLINA BAZI SORU İŞARETLERİ GELMİYOR DEĞİL”

Muş sokaklarında gezdiğimiz zamanlarda, özellikle önceki yıllara göre hem araç hem de konforizm açısından Muş ilinde dengesiz bir orantının olduğu fark edildiğini kaydeden Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü; “Son yıllarda Muş ilinde mevcut durumda olan araçların lüks otomobiller haline geldiğini ve bu durumun artarak ilerlediği sanırım birçoğumuz gözlemlemişizdir. Gelir oranı düşük ama sonuç açısından yüksek maliyetli, bir hayatın görüldüğü böylesi bir düzende, insanın aklına bazı soru işaretleri gelmiyor değil. Elbette, herkesin kazancı kendi menfaatinedir ama bu menfaat bazı bireyleri yaralamaya başlamış ise bazı sorunların gündeme gelmesi anormal olmayacaktır. Gittiğimiz her mekânda tefecilerden yakınan kişiler, günden güne artmaktadır.

Bu kişilerin yahut mekânların nereler olduğuna dair söyleyecek bir sözümüz elbette yoktur lakin insanların neredeyse korkulu rüyaları haline gelen bu durumun çözülmesi Muş halkının menfaatine olacaktır. Tefeciliğin ne olduğuna dair sanırım bilgisi olmayan mevcut değildir. Özellikle iş yeri sahipleri tarafından da çok iyi tanınmaktadırlar. Öyle ya, Allah her şeyi bilen ve bildirendir. Allah’ın yasakladığının göz göre göre devam ettirilmesi de ayrıca ele alınması gereken bir yazıda ifade edilmelidir. Muhafazakâr ve İslami bir kimliğe sahip olan Muş halkının, para mevzu bahis olunca Müslümanca bir tavır göstermesini beklemek hakkımızdır. Hamdolsun ki, Muş halkının Müslümanca tavrını birçok süreçte defalarca gördük ve şahit olduk fakat Müslümanca olan tavırların yer ve konuya göre değişmemesi ve tepkilerin ortak bir dil ile dillendirilmesi hepimizin hayrına olacaktır.”

“MÜCADELE ANCAK VE ANCAK İHLAS SAHİBİ OLMAK İLE MÜMKÜNDÜR”

“Bir Müslüman olarak, hiç kimsenin kazancında gözümüz yoktur, kişi parayı nasıl kazandığını ve nasıl harcayacağını da kendi kararlarıyla ilerletecektir” diye vurgulayan Palabıyık, şunları söyledi: “Ve sonunda elbette hesap vereceği zaman da gelecektir. Ama dünya hali bize, Yaradan’a verdiğimiz sözü zaman zaman unutturmaktadır. Şeytan’ın kıyamet gününe kadar istediği zaman, bizzat Allah (c.c.) tarafından kendisine verilmiştir. Bu vakit aralığında şeytanın neler yapabileceğini düşünmek bile insanı ister istemez ürkütmektedir. Şeytan, insanoğlunun var olduğu ilk günden itibaren insanoğlu ile mücadele etmektedir, yani çok tecrübelidir. Onunla mücadele ancak ve ancak ihlas sahibi olmak ile mümkündür. Fakat dünyanın meşgalesi insanlara bunu unutturmuş ve insanlar geçim derdi ile çeşitli yanlış yollara sapmışlardır. Hele ki, muhafazakâr ve Müslüman olarak bilinen toplumlarda, şeytanın istediği sürecin ilerlemesi hiç de istediğimiz bir durum değildir.

Ama hal böyle iken, tam onun istediklerinin oluyor olması, bizleri derinden yaralamaktadır. Muş ilinde devam eden ve günden güne artan tefecilik olgusunun işte bu bağlamda düşünülmesinin faydalı olduğu inancındayım. Diyanet işlerinin muhakkak bu konu ile özel olarak ilgilenmesi gerekmektedir. Yerel fetvalar ile Cuma hutbelerinde bu husus özellikle ve en ince ayrıntısına kadar anlatılmalıdır. Kredi’ye bulaşmak istemeyen vatandaş yahut esnafın, tefecilik ile süreci idare etmeye çalışmasını önüne geçilmelidir. Çözüme dair ifadelerimizi inşallah yarın izah edeceğiz…”

 

 

 
Bu içerik 611 defa okundu.

* Bu işlemi gerçekleştirebilmek için Üye Girişi yapmanız gerekli!
Yorum Yazın
 
İlgili diğer içerikler
 
Günün Diger Manşetleri
KÖYLERE HİZMET GÖTÜRME BİRLİK SEÇİMİ YAPILDI KÖYLERE HİZMET GÖTÜRME BİRLİK SEÇİM.. Muş Valiliği 2018 yılı Köylere Hizmet Götürme Birliği (KHGB) Seçimi yapıldı. 95 ..
0 yorum GÜNCEL - 20.4.2018
MUKYAD BAŞKANI REMZİ ÖZÜN: ERKEN SEÇİM ÜLKEMİZE KAZANIM OLSUN MUKYAD BAŞKANI REMZİ ÖZÜN: ERKEN SE.. Türkiye’ye sürekli eğitim ve sağlık alanlarında yatırımlar yapan Muş Kültür ve Y..
0 yorum GÜNCEL - 20.4.2018
ECZANELER ECZANELER.. Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğretim Ü..
0 yorum GÜNCEL - 20.4.2018
Üye Bilgi