Bu İçeriği Paylaş
1 Ocak 2018 Pazartesi

YILBAŞI YAZISI (2)

15 Temmuz sürecini, Referandum, Kuzey Irak, FETÖ-PKK ilişkileri, Kudüs, Muş’un sorunları, Reza Zarrab Olayı, Birleşmiş Milletler Kararı, İslam İşbirliği Teşkilatı Değerlendirmeleri ve çeşitli konuları detaylı bir şekilde analiz eden Muş Alparslan Üni


Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘Yılbaşı Yazısı (2)’ konusunu ele alarak detaylı analizlerde bulundu.

“Geçen yazımızda en son Noel ile alakalı aslında yapmamız gerekenler üzerine bir şeyler ifade etmeye çalışmıştık” diye belirten Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, “Geleneklerimize hiç uymayan bir pratiğin bu kadar alımlı bir şekilde sunulması ise gerçekten şaşırtıcıdır. Sosyolojik açıdan bizim reddiyemiz, bu tutumun bir gelenek hali ile anılması ve devam ettirilmesidir. Hâlbuki böylesine bir pratiğin gelenekleşmesi demek, batı değerlerinin İslami değerlere üstün gelmesi anlamına gelecektir. Yoksa pazar yahut alışveriş anlamında herhangi bir reddiyemiz mevcut değildir” dedi.

“MEVKİLER VE ORTAKLIKLAR TANRIYI, İNSANA AİT BİR OLGU HALİNE GETİRMİŞTİR”

Noel, bir alışveriş zamanı olarak kabul edilebilir, işin sosyolojisi burada devam edeceğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Lakin gelenek ile karşı karşıya geldiğinde Noel’in sahip olduğu zıtlık ile geleneğin karşısına çıkması, bizce kabul edilebilir değildir. İslami bir geleneğin özü olarak Noel’e karşı çıkışı, Hristiyanlığın teslis inancına da bir meydan okumadır. Hıristiyanlığa göre İsa, Tanrı’nın oğlu olarak kabul edildiği ve Cebrail de kutsal ruh olarak bilindiği için, mevkiler ve ortaklıklar Tanrıyı, insana ait bir olgu haline getirmiştir.

Bizler, Müslüman olarak Allah’a hiç kimseyi ortak koşmayarak ibadet etmekte ve O’nun birliğine inanarak ibadetlerimizi sürdürmekteyiz. Hristiyanlık ise Tanrı diye nitelendirdikleri kavrama hem ortak üretmiş hem de ondan olana kutsal bir bağlam yüklemişlerdir. Böylece Noel’i kutsallaştırarak aslında dini bir ayin olarak görmüş ve bugünü diğer bütün dinlere üstünlük biçimi olarak kabul ettirmişlerdir. Böylece ekonomik bir pazar oluşmuş ve bu pazar ile birlikte bütün mekanlar ve dinler üzerinde istedikleri etkiyi yaratma şansını bulmuşlardır. O halde Hıristiyan alemine göre bizlerin, kendi geleneklerimize ait olmayan bu pazar üzerinde hiçbir hakkımız mevcut değildir ve belirlenen kurallara uymak için de çaba harcamamız gerekmektedir.”

“İSLAM SOSYOLOJİSİNİN TEMEL DİNAMİĞİ ALLAH’IN BİRLİĞİ ÜZERİNE KURULAN OLGUDUR”

“Buradan yinelemekte fayda görüyorum, bizler Müslümanız ve hiçbir geleneğin bizlerin geleneğine üstün gelme şansı e-mevcut değildir” diye kaydeden Palabıyık, “Yeter ki bilinçli Müslümanlar olarak neye sahip olduğumuzu ve sahip olduğumuz gerçeğin ne kadar büyük ve etkili olduğunu bilelim. Elbette yeniliklere açık olmak ve gelişmeleri yakından takip ederek gereken düzenleme ve tedbirleri almalıyız. Dinimiz zaten böyle bir şeyi emretmiyor, bunu dile getirenler de kusura bakmasın ama yobazlardır. İslam sosyolojisinin temel dinamiği Allah’ın birliği üzerine kurulan olgudur. Tek başına bu olgu bizlerin neyin doğru yahut neyin yanlış olduğunun ispatı için yeterlidir. Eğer bir geleneğin sonu, ilahi açıdan tekliğe gitmiyor ve tersi bir durum ortaya çıkarıyorsa farkına varmamız gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

“İSLAMİ DÜŞÜNME VE YAŞAMA BİÇİMİNİ KORUMAK İSLAMİ MUHAFAZAKÂRLIKTIR”

İşin garibi, muhafazakar kesimlerin daha fazla Noel gibi pratiklere meylinin artması olduğunu vurgulayan Palabıyık, şunları söyledi: “Muhafazakarlığın dindarlık ile eş olmadığını söylerken esas kastım da budur. İslami düşünme ve yaşama biçimini korumak İslami muhafazakarlıktır ama başka bir ideolojiyi koruyan da muhafazakar sayılabilir. Örneğin milliyetçi muhafazakarlık yada sosyalist muhafazakarlık gibi… Burada dindarlık çizgisini ayıracak temel olgu dindarlığın nasıl yaşandığıdır. İslam, eğer bir ayrıma ve korumaya sebep oluyorsa aynı zamanda da geleneğimizi koruyorsa, bizlerin muhafazakar olması doğrudur ama tam tersi bir süreci savunmak doğru değildir. İşte Noel’e karşı çıkışımın temelindeki muhafazakârlıkta bu gerçeklik yatmaktadır. Yoksa bir insan değerlerini koruyarak da anı istediği gibi değerlendirebilir.”

 

 
Bu içerik 539 defa okundu.

* Bu işlemi gerçekleştirebilmek için Üye Girişi yapmanız gerekli!
Yorum Yazın
 
İlgili diğer içerikler
 
Günün Diger Manşetleri
120 BİN ÖĞRENCİ YARIYIL TATİLİNE ÇIKTI 120 BİN ÖĞRENCİ YARIYIL TATİLİNE ÇI.. Muş’ta, 2017-2018 eğitim öğretim yılı yarıyıl tatili münasebetiyle Merkez İmam H..
0 yorum EĞİTİM - 20.1.2018
KÖYLERDE KIŞ ÇİLESİ SÜRÜYOR KÖYLERDE KIŞ ÇİLESİ SÜRÜYOR.. Bu yıl kış aylarının normal geçtiği Muş'ta, özellikle kırsal bölgelerde yaşayan ..
0 yorum YAŞAM - 20.1.2018
KÖYLERDE ATLI KIZAKLA HAYVANLARINA BAKIYORLAR KÖYLERDE ATLI KIZAKLA HAYVANLARINA .. Varto İlçesinde besiciler, atlı kızakla hem hayvanlarına yem götürüyor hem de kö..
0 yorum GÜNCEL - 20.1.2018
Üye Bilgi