Bu İçeriği Paylaş
5 Ocak 2018 Cuma

PALABIYIK YAZDI; GÜL VE ERDOĞAN (2)

15 Temmuz sürecini, Referandum, Kuzey Irak, FETÖ-PKK ilişkileri, Kudüs, Muş’un sorunları, Reza Zarrab Olayı, Birleşmiş Milletler Kararı, İslam İşbirliği Teşkilatı Değerlendirmeleri ve çeşitli konuları detaylı bir şekilde analiz eden Muş Alparslan Üni


15 Temmuz sürecini, Referandum, Kuzey Irak, FETÖ-PKK ilişkileri, Kudüs, Muş’un sorunları, Reza Zarrab Olayı, Birleşmiş Milletler Kararı, İslam İşbirliği Teşkilatı Değerlendirmeleri ve çeşitli konuları detaylı bir şekilde analiz eden Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘Gül ve Erdoğan (2)’ konusu ele aldı

Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘Gül ve Erdoğan (2)’ konusunu ele alarak detaylı analizlerde bulundu. Bir önceki yazısını hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, “Dün ki yazımda Sayın Gül ve Sayın Cumhurbaşkanımızın medya üzerinden yansıtılan polemiğine dair bazı çıkarımla yapmış, Hz Ebubekr ve Hz. Ali örneklerini vermiş ve kimsenin ümmete zarar verecek fitnelere bulaşmaması tavsiyemi dile getirmiştim. Aynı temennilerimi bu yazımda da devam ettireceğim. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımızın Sudan meclisindeki konuşmasından önce Sudan başkanı tarafından, Sudanlı gençlere nasıl takdim edildiğini izleyenlerin, benimle aynı kanıda olacağını düşünüyorum. İslam ümmetini uyandıran ve ümmete diriliş imkanı yaratmaya çalışan bir lider kolay yetişmemektedir. Böyle bir lidere sahip olduğumuz için çok şanslıyız. Elbette her bireyin eleştirilebilecek tutumları olabilir ama bunların nasıl yapılacağını bizden daha iyi bilen siyasilerin, bu yol yahut yöntemleri aktif hale getirmesi daha rasyonel olacaktır. İletişim kanallarının açık tutulması ve her an iletişim pratiğine sahip olabilecek vaziyette bulunması bu bağlamda önemlidir. Medya üzerinden yapılan her açıklama bu kanalların kapanmasına da sebep olabilir” dedi.

“BU TÜR TARTIŞMALAR NEDEN BUGÜNLERDE VUKU BULMUŞTUR?”

Irak, Suriye ve diğer İslam devletleri gözler önündeyken, PYD/YPG/DEAŞ gibi oluşumlar sınırımızda aktifken, İran’ın kendi iç siyasetindeki çalkalanmalar devam ederken ve Türkiye bunlar içinde parlayan bir yıldız haline gelmişken bu tür tartışmalar neden bugünlerde vuku bulduğu sorusu üzerine analizlerde bulunan Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Taraflardan çok, medyanın ateşi harladığı bu tartışmaların en büyük zararı ülkemize olacaktır. 15 Temmuz sürecinde çeşitli vesilelerle bir araya gelen siyasi liderlerin, ülkemizin iç siyasi meseleleri yüzünden karşı karşıya gelmeleri doğalken, demokraside bu türden durumların yaşanması gayet mümkünken, Sayın Cumhurbaşkanımıza muhalif olanların fitneci bir pozisyonda olması olayı daha da trajikleştirebilir. 15 Temmuz göstermiştir ki millet Sayın Cumhurbaşkanımızın yanındadır. Sn Gül de tüm İslam dünyası da buna şahit olmuş ve aynı zamanda Sayın Cumhurbaşkanımıza destek olmuşlardır. Sayın Gül’ün, Sayın Cumhurbaşkanımızın karşısında çıkarılmak istenmesine dair yapılan haberleri bir de böyle okumak gerekmektedir. Birçok defa Sayın Gül’ün siyasi faaliyetlere katılmayacağını ifade etmesi dahi medya çalışanları tarafından farklı yorumlanmıştır. Belki de Sayın Gül, kendi karizmasını başka karizmalar karşısında koruma pozisyonuna girmiştir. Bunların hepsi olasıdır ama bizler, simülasyonlarla hareket etmemeliyiz.”

“BU DA ANCAK İŞİN SİYASET EHLİNE BIRAKILMASI İLE GERÇEKLEŞEBİLİR”

“Sayın Erdoğan ve Sayın Gül, kanaatimce gerekli gördükleri takdirde, bazı konulardaki fikir ayrılıklarını dillendirebilecek yetkin ve etkin siyasi ve önemli figürledir” diye vurgulayan Palabıyık, şunları söyledi: “Cumhurbaşkanımızın, gerekli gördüğü zamanlarda gerekli tedbirleri alan bir siyasi habitusu olduğunu bildiğimiz için, neyin ne zaman söyleneceğini yahut yapılacağını bizlerin değil Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasi habitusu karar verecektir. Ancak o zaman kimin hangi tarafı yahut mekânı seçeceği anlaşılabilir. Siyaset bir süre sonra doğası gereği bu belirsizliği ortadan kaldıracaktır, bu da ancak işin siyaset ehline bırakılması ile gerçekleşebilir. Şöyle olursa böyle olur yahut böyle olursa şöyle olur diyenlerin uyguladığı bekle gör politikası yerine, bizler, siyasi liderleri takip etmek ve adaletle hüküm vermek zorundayız. Bu adaletin temel argümanı ise ümmet-lider birlikteliğine zarar vermemektir.

Bu duruma örnek olabilecek bir anekdotu sizlerle paylaşmak isterim; Kurtlar Vadisi Pusu dizisindeki bir bölümde, İskender Büyük cami avlusuna girer ve uzaktan Polat Alemdar’ı görür, yerine geçer. Sonra baronlar, İskender Büyük’ün yanına gelir ve taziye dileklerini iletir. Bu anda Polat meşhur sözünü söyler; “Cami avlusundayız, herkes safını belli ediyor Abdülhey”. Abdülhey de merakla sorar: “Abi, bizim yanımızda kim yer alacak?”. Polat cevap verir: “Böyle tenha bizbize daha iyi Abdülhey”. (devam edeceğiz…)

 
Bu içerik 761 defa okundu.

* Bu işlemi gerçekleştirebilmek için Üye Girişi yapmanız gerekli!
Yorum Yazın
 
İlgili diğer içerikler
 
Günün Diger Manşetleri
YAZ SPOR OKULLARI BAŞLIYOR YAZ SPOR OKULLARI BAŞLIYOR.. Muş Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü, tüm branşlarda yaz spor okulları aç..
0 yorum GÜNCEL - 18.6.2018
ŞEHİT AİLELERİNE RAMAZAN BAYRAMI ZİYARETİ ŞEHİT AİLELERİNE RAMAZAN BAYRAMI Zİ.. Vali Vekili Alper Çifci, Ramazan Bayramı dolayısıyla şehit ailelerini ziyaret ed..
0 yorum GÜNCEL - 18.6.2018
CADDE VE SOKAKLAR DEZENFEKTE EDİLİYOR CADDE VE SOKAKLAR DEZENFEKTE EDİLİY.. Muş Belediyesi, sıcak yaz günlerinde sağlık problemlerinin önüne geçmek için ken..
0 yorum GÜNCEL - 18.6.2018
Üye Bilgi