Bu İçeriği Paylaş
28 Şubat 2018 Çarşamba

AFRİN ÜZERİNE DÜŞÜNCELER (3): İRAN

Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, Türk Silahlı Kuvvetlerince (TSK) terör örgütleri YPG/PKK-DEAŞ'a yönelik yürütülen Zeytin Dalı Harekatı’nı ele alarak ‘Afrin Üzerine Düşünceler (3): İran’


Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, Türk Silahlı Kuvvetlerince (TSK) terör örgütleri YPG/PKK-DEAŞ'a yönelik yürütülen Zeytin Dalı Harekatı’nı ele alarak ‘Afrin Üzerine Düşünceler (3): İran’ değerlendirmelerinde bulundu

Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, Türk Silahlı Kuvvetlerince (TSK) terör örgütleri YPG/PKK-DEAŞ'a yönelik yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı ile ilgili analizlerde bulundu. Afrin’inde yaşananları bir de dış ülkelerden bakarak anlama ve yorumlanması gerektiği kanaatinde olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, İran’ın sadece Suriye üzerinde değil, Yemen ve Katar meselelerinde de Türkiye ile çeşitli konularda karşı karşıya geldiğini söyledi.

“AMA SAVAŞMA MANTIĞINI HALA DEVAM ETTİREN İZLENİME SAHİPTİR”

İran üzerinde analizlerinde bulunan Palabıyık, “Çünkü özellikle Rusya etkisi ile İran’ın bu süreçte bazen ani çıkışlar yaparak operasyona karşı olması bazen de destek açıklamaları, hangi siyasettin izlendiğine dair bir ipucu vermemektedir. Bu yazı da İran üzerinden temellendirme ile başlayacak olursak, İran’ın, Suriye sürecindeki etkisini görmeden yola çıkamayacağımızın bilincinde olmalıyız. İran sadece Suriye üzerinde değil, Yemen ve Katar meselelerinde de Türkiye ile çeşitli konularda karşı karşıya gelmektedir. Fars siyasetinin temel koşulu, konuş ama savaşma mantığını hala devam ettiren izlenime sahiptir” dedi.

“AKSİNE SÜREÇ İÇİNDE OLAYLARA DAHİL OLMUŞLARDIR”

“Farslıların temel mantığı, doğu kurnazlıklarına hakimdir, her alanda hakim olan bu siyasi kurnazlık, İran’a güvenmemenin ön koşullarından biri hale gelmiştir” diye kaydeden Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yıllardır ABD ile çeşitli şekillerde tartışmalar yaşamışken hiçbir zaman savaş çığırtkanlığından öteye gitmemişlerdir. Aynı şekilde bölgedeki hiçbir problemde ön plana çıkmamışlar, aksine süreç içinde olaylara dahil olmuşlardır. İran’ın bu ikircikli tavrı, Suriye’de Şiileşme sürecini desteklemekle başlamıştır. Kendi nüfuz alanını genişletmeye çalışan İran, PKK’nın diğer kolu olan PEJAK ile hiçbir zaman güçlü bir çatışma içinde de olmamıştır. Bu tutumlar tabi ki aklımıza çeşitli ihtimalleri getirmektedir ama en üzücü olanı, Türkiye ile ilişkilerinde ikircikli bir tavra sahip olan İran’a nasıl güvenileceğini de yeniden yorumlama ihtiyacı hissetmektedir.

Esad’ı sonuna kadar destekleyen, Türkiye ile gerekirse bu konuda kriz yaşamaya hazır olan İran, kendi tugaylarını da Suriye’ye göndermekten çekinmemiştir. İnanç açısından taban tabana zıt olduğu Rusya ile hiçbir zaman diplomatik ilişkilerini bozmamış, ABD’ye şeytan diyerek kamuoyuna olumsuz mesaj verirken ABD ile alakalı hiçbir zaman yaptırım kararı almamış, ABD’nin Kudüs mesajına cılız bir tepkiden başka ifadeler kullanmamış, Suriye meselesinde mazlumların olduğu alanlarda bulunmamış, PYD’nin ilerleyişine ses çıkarmamış ve Türkiye’nin öncülük ettiği tartışmaların hiçbirine katılmamıştır, daha doğrusu ciddi destek vermemiştir. O halde İran ile söylenecek sözlerin azlığını yada çokluğu İran’ın politikalarına bakarak söylemenin tam zamanıdır.”

“İRAN’IN DİK DURUŞUNU SON YILLARDA MAALESEF HİÇ GÖRMEDİK”

“Bizler siyasetçi değiliz, söyleyeceklerimiz sadece bizi bağlar ama siyaset sosyolojisinde temel kural, devlet ilişkilerindeki çıkardır” diye vurgulayan Palabıyık, “Foucault yahut Weber’in üzerinde durduğu husus rasyonalizmdir. Rasyonel yani akılcı olma tutumu, siyasi ilişkilerin temelini oluşturmaktadır. Doğu toplumları ile alakalı olarak Weber’in ifadeleri yahut Foucault’un İran devrimiyle alakalı desteklerini bu açıdan okumanın faydalı olduğu kanaatindeyim. O halde İran’ın nasıl bir devlet olduğunu anlamak için Ayetullah sonrası döneme bakmanın faydalı olacağı kanısındayım. Ahmed-i Nejat iktidarı ile birlikte, gerçek manada İslam ile hareket eden İran’ın dik duruşunu son yıllarda maalesef hiç görmedik.

Hem Filistin meselesi hem de Myanmar meselesi hem de diğer İslami hususlar İran’ın gündeminde hemen hemen hiç yer almadı. Bir süre önce biten iç çatışmaların ise nasıl sona erdiğini anlamanın akıl ile izahı yoktur. Geçmiş dönemlerde kendi düşünürlerimizin Ayetullah Humeyni’ye verdiği desteğin, şimdi devam etmemesinin de anlamı burada aranmalıdır. Dolayısıyla İran’a, Suriye sürecinde güvenerek hareket edilmemeli ve şu anki süreç olduğu gibi devam ettirilmelidir. Çünkü İran ümmet merkezli değil Şii/Fars merkezli bir siyasi bakış açısına sahiptir. Yarın devam edeceğiz…” ifadelerini kullandı.

 
Bu içerik 725 defa okundu.

* Bu işlemi gerçekleştirebilmek için Üye Girişi yapmanız gerekli!
Yorum Yazın
 
İlgili diğer içerikler
 
Günün Diger Manşetleri
YAZ SPOR OKULLARI BAŞLIYOR YAZ SPOR OKULLARI BAŞLIYOR.. Muş Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü, tüm branşlarda yaz spor okulları aç..
0 yorum GÜNCEL - 18.6.2018
ŞEHİT AİLELERİNE RAMAZAN BAYRAMI ZİYARETİ ŞEHİT AİLELERİNE RAMAZAN BAYRAMI Zİ.. Vali Vekili Alper Çifci, Ramazan Bayramı dolayısıyla şehit ailelerini ziyaret ed..
0 yorum GÜNCEL - 18.6.2018
CADDE VE SOKAKLAR DEZENFEKTE EDİLİYOR CADDE VE SOKAKLAR DEZENFEKTE EDİLİY.. Muş Belediyesi, sıcak yaz günlerinde sağlık problemlerinin önüne geçmek için ken..
0 yorum GÜNCEL - 18.6.2018
Üye Bilgi