Bu İçeriği Paylaş
9 Mart 2018 Cuma

MUŞ ECZANELERİNİN İŞLEVSİZLİĞİ (3)

Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, Muş’ta ki eczaneleri ele alarak analizlerde bulundu


Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘Muş Eczanelerinin İşlevsizliği (3)’ konusunu ele aldı. Bir önceki yazısını hatırlatarak analizlerde bulunan Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, “Eczanelerin sorunlarının çözülmesi ve eczanelerin kendi sorunlarını çözmesi niyetiyle yazdığım yazılara gelen tepkilere baktığımda, iki tür perspektifin oluştuğunu anladım. Bu perspektiflerin ilk olarak isimlendirdiğim gelenekçiler, düzenin değişmemesini ve bu tür işlere karışılmaması gerektiğine dair ifadeler kullanırken, diğer perspektif açısına sahip olanlar ise daha yenilikçi bir tavır sergilediler.

Yenilikçilerin temel kaygısı, bir an evvel eksikliklerin nasıl giderileceğine dair yol haritasının belirlenmesi ve bana dair oluşan eleştirel tutumlardı. Aslında, sosyologların rahatsız edici özelliğine dair vurgumu önceki yazılarımda yapmıştım. Gözlem yaparız, deneyimleriz ve sonunda analizlerimiz aktarırız. Bu analizlerden kimlerin sıkılacağına dair bir öngörüm mevcut ama bu öngörüyü söylemek doğru olmayacaktır, çünkü bu tür durumlarda Bourdieu’nün yaptığı gibi daha güçlü sıçramak için beklemek en faydalı metodolojidir” dedi.

“İÇERİĞİNE DAİR BİLGİLERE HERHANGİ BİR SINIR KOYAMIYORSUNUZ”

Eleştirilerin odağında bu konu ile alakalı olarak son yazını ele aldığını ifade eden Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü: “çünkü konuyu fazla uzatmadan Suriyeli vatandaşlarımızın sosyolojik durumlarına dair ifadelerimle devam etmenin, tartışmayı devam ettirmemek açısından önemli olduğu kanaatindeyim. Sosyoloji öyle bir kavram ki, içeriğine dair bilgilere herhangi bir sınır koyamıyorsunuz. Bu sınırsızlık, sosyolojinin hemen her alana dahil olmasının önünü açıyor.

Bu perspektiften bakıldığında, neden her alan ile alakalı analizlerimizi günden güne ifade ettiğimiz sanırım daha iyi anlaşılmıştır. Bu ifade biçimleri içinde ilimizin temel dinamikleri de pay alacaktır. İşte bu bağlamda biz, Suriyeli vatandaşların, Muş halkının bir parçası kabul etmek ve kendi vatandaşlarımıza gösterdiğimiz davranış biçiminin aynısını, onlarla iletişime geçerken de göstermeliyiz. Bu toplumsal bir sosyolojidir ve bu sosyoloji, onları toplumun dışına itmemeli, ötekileştirmemelidir. Her toplumun kendi kaderine dair olan gelecek, bir gün bizleri de bulabilir. Eğer, Afrin’de verilen mücadeleyi bu bağlamda okuyabilirsek, konunun daha iyi anlaşılacağına kanaat getirebiliriz. Afrin mücadelesi, Suriyelileşmeme mücadelesidir. İnşallah bu mücadelende de devletimiz galip çıkacaktır, çünkü Hak eninde sonunda kim ne yaparsa yapsın zuhur edecektir, bu konuda Rabbimizin, doğru olduğumuz müddetçe bize sözü vardır, yeter ki biz doğru olalım…”

“BÜTÜN VEBAL BU KURUMSAL YAPILARIN ÜZERİNDE OLACAKTIR”

Suriyeli vatandaşların sosyolojisini anlamak, Afrin’i yahut insan olmayı anlamak ile eşdeğer olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, “Bizlerin, her türlü problemlerde, kişisel ilişkiler aracılığı ile kurduğu ilişkiler sonucunda elde ettiğimiz sonuçların onları tarafından elde edilmesi mümkün değildir. Elbette ki, yerel yönetimler bu bağlamda en önemli adımları atmıştır ve atacaktır ama toplumsal bağlamda bizlerin süreci sahiplenmesi de bir o kadar önemlidir. Eczaneler, bu süreç içinde sağlık bağlamında en önemli kurumsal yapıdır, sağlığın en mühim parçalarından biridir” dedi.

“TEFECİLİK VE MUŞ” İLİŞKİSİNE DEĞİNECEĞİM”

Eczanelerin işlevsiz olması demek hasta bir toplumun oluşması anlamına geldiğini vurgulayan Palabıyık, “Eğer bu kurumlar, ilaç temininde sıkıntı yaşarlarsa, hastaların ilaçlarına dair eksiklikleri gidermezlerse, süreci kontrol etme adına herhangi bir olumlu adım atma gayreti içerisinde olmazlarsa, işte o zaman bütün vebal bu kurumsal yapıların üzerinde olacaktır. Buna rağmen, bürokrasi bu kurumsal yapıların denetiminde aciz kalırsa vebal daha da büyüyecek ve bu yük bürokrasinin omuzlarına binecektir. Bizden söylemesi, eğer işlevsellik bağlamında kurumsal yapılar kendi içlerinde herhangi bir anomi yaşar, bu ontolojik uzamı devam ettirir ve kabul ederek yeniden inşa ederse, o zaman bahsettiğimiz kurumlar desiyonistik özelliklerini kaybedecek ve sıradanlaşacaktır. Haftaya önemli bir konu olan “Tefecilik ve Muş” ilişkisine değineceğim…” ifadelerini kullandı.

 
Bu içerik 506 defa okundu.

* Bu işlemi gerçekleştirebilmek için Üye Girişi yapmanız gerekli!
Yorum Yazın
 
İlgili diğer içerikler
 
Günün Diger Manşetleri
YAZ SPOR OKULLARI BAŞLIYOR YAZ SPOR OKULLARI BAŞLIYOR.. Muş Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü, tüm branşlarda yaz spor okulları aç..
0 yorum GÜNCEL - 18.6.2018
ŞEHİT AİLELERİNE RAMAZAN BAYRAMI ZİYARETİ ŞEHİT AİLELERİNE RAMAZAN BAYRAMI Zİ.. Vali Vekili Alper Çifci, Ramazan Bayramı dolayısıyla şehit ailelerini ziyaret ed..
0 yorum GÜNCEL - 18.6.2018
CADDE VE SOKAKLAR DEZENFEKTE EDİLİYOR CADDE VE SOKAKLAR DEZENFEKTE EDİLİY.. Muş Belediyesi, sıcak yaz günlerinde sağlık problemlerinin önüne geçmek için ken..
0 yorum GÜNCEL - 18.6.2018
Üye Bilgi